.

Perşembe, Kasım 16, 2006

Eyüp'de Gündüz #


Üsküdar’dan Haliç vapuruna biniyoruz. Karaköy ve Eminönü’nü birbirine bağlayan Yeni Galata köprüsünün altından geçerek Altın Boynuz’un içlerine doğru ilerliyoruz. Vapur Haliç’in kuzeyindeki ve güneyindeki Kasımpaşa, Fener, Balat, Hasköy, Ayvansaray, Sütlüce, Eyüp iskelelerine sırayla uğruyor. Yaklaşık bir saat süren bu keyifli yolculuk boyunca bol bol fotoğraf çekiyoruz.

Koskoca bir tarihi içinde barındıran Eyüp’ü gezmek için topu topu 2 saatimiz var. Hızlandırılmış turumuza sahile yakın Hüsrev Paşa Tekkesi’nin restorasyon çalışmalarının yapıldığı yerden başlamaya karar veriyoruz. Eyüp’de “Eyüp Sultan ve Çevresini Düzenleme Projesi” kapsamında 1997 yılından beri restorasyon çalışmaları yapılıyor.

Taş yol boyunca sağlı sollu Mihrişah Sultan Külliyesi’ni ve İmareti’ni, Hüsnü Paşa Tekkesi’ni, Kitaplığı’nı ve Türbesi’ni geçiyoruz. Biraz ilerdeki tarihi Binek Taşının önündeki levhayı okuduğumuzda yürüdüğümüz bu yolun sıradan bir yol olmadığını, zamanında tahta yeni geçen Osmanlı Padişahlarının kılıç kuşanma törenlerinin yapıldığı Cülüs Yolu olduğunu öğreniyoruz. Geleneğe göre Sultan kayık ile Eyüp’e gelir, vezirler ve devlet adamları yolun başında kendisini selamlar, o ise binek taşının ordan atına binerek türbeyi ziyaret edermiş. Daha sonra türbe ile Eyüp Sultan Cami arasındaki avluya geçer ve böylece asıl Cülüs Töreni başlarmış. Sultan’ın bir işareti üzerine Şeyhülislam gelip beline bir kılıç kuşatır ve Allah’ın yardımıyla din ve devlet düşmanları üzerine muzaffer olması için dua edermiş. Törenden sonra Sultan yeniden ata biner ve Edirnekapı yolundan toplanan ahaliye Cülüs bahşisi dağıta dağıta ve atalarının türbelerini ziyaret ede ede Topkapı Sarayı’na geri dönermiş.

Eyüp Sultan Cami’nin hemen yanındaki “Sübyan Mektebi Haziresi”deyiz. “Dedenizin mezar taşını okumak ister misiniz?” yazılı bir ilan dikkatimizi çekiyor. İlim Yayma Cemiyeti’nin başlattığı Osmanlıca Kursu genç yaşlı demeden herkese mezar taşına işlenen başlıklardaki yazıların ve sembollerin anlamlarını öğretmeyi hedefliyor. Başlıklardaki bu işaretler içinde yatanın kim olduğunu anlatıyor esasında. Mesela, çiçek süslemeleri bir kadına, kavuk bir memura, çapa bir denizciye, lahana veya bamya bir cirit takımı oyuncusuna, müzik enstrümanı bir müzisyene, yazı olmaması bir cellata işaret ediyor.

Yol boyunca el arabasında ayakları bağlı götürülen adak koyunları görüyoruz. Mihrişah Sultan İmaretin içindeki kesimhaneye götürülüyorlar.

Biraz daha kuzeyde Cafer Paşa ve Vezir-i Azam Sokollu Mehmet Paşa’nın Külliyelerini görüyoruz.


Ve nihayet geliyoruz Eyüp’e adını veren Eyüp Sultana. Her yıl binlerce müslüman dua ve ibadet için bu din-i merkezi ziyaret ediyor. Ramazan ayında olduğumuz için ziyaretçilerin sayısı her zamankinden daha fazla. Camiye girmek, türbelere yüz sürüp Fatiha okumak ve adak adamak isteyen insanlarla hıncahınç dolu avlunun içi. Güzel İznik çinileriyle ve gösterişli avizelerle süslü Cami’nin içi namaz kılan insanlarla dolu olduğu için içerde fotoğraf çekemiyoruz.

Burayı kutsal bir yer yapan Ebu Eyyup Ensari’nin türbesinin burada oluşu. Hz Eyyup Hz Muhammed (SAV)’ın dostu ve İslam dinine ilk inananlardan idi. Medine’nin müslümanlığı kabulünde büyük rolü olmuş, Mediye’ye hicret eden Hz Muhammed’i kendi evinde yedi ay misafir etmiş ve Bedir, Uhud ve Hendek savaşlarında sancaktar olarak çarpışmış. Hz Muhammed (SAV)’ın Hz Eyyup’e Konstantiniye’yi kuşatmalarına rağmen alamayacaklarını ve ona bu kuşatmada şehit düşeceğini söylediği rivayet ediliyor. Gerçekten de Arapların İstanbul’u ilk kuşatması esnasında Ebu Eyyup Ensari şehit düşmüş ve Konstantiniye surlarının içine ta buraya gömülmüş. Fatih Sultan Mehmed’in İstanbul’u kuşatması esnasında Padişahın hocası Akşemseddin Hz Eyyup’ün mezarının yerini rüyasında görmüş. Hz Eyyup’ün mezarının bulunuşu da askerlere büyük moral kaynağı olmuş.

Kanuni Sultan Süleyman ve II. Selim’in veziri ve Piyale Paşa ile Kıbrıs’ı fetheden Lala Mustafa Paşa’nın türbesini de yine bu avluda görüyoruz.

Kanuni Sultan Süleyman’ın ünlü çeşmesinin sağından yukarıya doğru yürümeye başlıyoruz mezarlıkların arasındaki dar yoldan. Mareşal Fevzi Çakmak, Mehmet Akif Ersoy, Necip Fazıl Kısakürek, Ahmed Haşim, 28 yaşında Cihan Pehlivanı olup da 30 yaşında hayatını kaybetmiş Kara Ahmet, 35. Padişah Sultan Reşad ve daha niceleri burada ebedi istirahatteler. Yol yükseldikçe mezar taşlarının ve servi ağaçlarının arasından Haliç manzarası da belirginleşiyor. Yol üzerindeki Kaşgar-i Dergahına uğruyoruz.


Yol bizi tam da tahmin ettiğimiz gibi Piyer Lotti tepesine götürüyor. Yazar ve gezgin Piyer Lotti’nin yıllarca en önemli eserlerini kaleme aldığı bu ünlü kahveden Haliç’li güzel İstanbul manzarasını bir kere daha doya doya içimize çekiyoruz.

2 saatimiz dolmak üzere. En son “Oyuncakçılar Çarşı”’sını görelim, gitmeden bir hatıra oyuncağı alalım, istiyoruz. El yapımı tahta Eyüp oyuncaklarını bulmak için “Oyuncakçılar Çarşısı” yazılı kemerin altından defalarca geçiyoruz, çarşı pazarın içinde defalarca dolaşıyoruz ama bulamıyoruz. Eyüp’de artık Çin’den ve Hac’tan ithal oyuncaklar dışında oyuncak satılmadığını acı ama gerçek öğreniyoruz. Eyüp Oyuncakçılarının izini bir hafta sonra Oyuncak Müzesi’nde bulacağımdan habersiz dönüş vapurunu yakalıyoruz.

18.10.2006

Tuğba Tarakcı ve Volkan Özçelik

Etiketler:


 bu yazıyı sevdin mi?  hemen una ekle!


0 Yorum


Yorum Gönder

Bu iletiye linkler:


Bir Bağlantı Yarat

<< Ana Sayfa







Önceki İletiler

RSS

RSS register icon

Sponsor



Dikkatimi Çekenler

Sponsor