Mevlana ile Aşk Ocağında Can Olmak - I
UNESCO tarafından dünyada 2007 yılınınMevlana Yılı olarak kabul edilmesinin
ardından Türkiye’de de Mevlana ile ilgili
çeşitli etkinlikler düzenleniyor.
İstanbul’da 25 Ağustos’a kadar Sultanahmet,
Taksim, Bakırköy, Kadıköy gibi meydanlarda
açık havada gerçekleştirilecek sema
gösterileri bu etkinliklerden biri.
Özellikle akşam saatlerinde Sultanahmet
camii avlusunun içinde gerçekleştirilen
sema ayini oldukça mistik ve etkileyici
olmuş. 25 Ağustos’ta aynı mekanda
tekrarlanacak olan ayini kaçırmamak gerekir,
diye düşünüyorum. Diğer bir etkinlik ise
Ayasofya Müzesinin içinde 12 Ağustos’a kadar
ziyarete açık olacak “Aşk Ocağında Can Olmak,
İnsanlığın Mirası: Mevlana Celalleddin Rumi" sergisi.
Ayasofya’nın gizemli atmosferi içinde sergi
için geçici olarak kurulan mekan birbirinin
içine geçen beyaz odacıklardan oluşan bir
labirenti anımsatıyor. Sergi kapsamındaki
200’e yakın eser Mevlana Müzesi, Konya ve
Ankara Etnografya müzeleri ve İstanbul’daki
muhtelif müzelerden bir süreliğine
getirtilmiş. Mevlevilik kültürünün 800
yıllık tarihi 9 ana odada sergileniyor:
“Hayatı ve Düşünceleriyle Mevlânâ”,
“Mevleviliğin 800 yılı”,
“Mevlevi Dergâhı”,
“Mevlevilikte Gündelik Hayat”,
“Matbah-ı Şerif”,
“Mevlevilikte Giyim – Kuşam”,
“Müzik ve Sema”,
“Hat, Edebiyat ve Mevlevilikte Sembolizm”...
İlginçtir, kendi zamanının ve mekanının çok
ötesinde bir evrenselliği yakalamış
felsefesi ile tüm dünyada fırtınalar
koparmış ve muazzam eseri Mesnevi’si ile
“bestseller” listelerinden düşmemiş olan
Mevlana bizim ülkemizde sıklıkla yüzeysel
bir şekilde iki ifade ile anılır: “Gel, gel,
gel ne olursan, gene gel” ( Oysa ki, bu
sözün hocası Şems-i Tebriz’e ait olmasına
karşın Mevlana’ya atfedildiği bilinen bir
gerçektir. ) ve “Hoşgörü”. Bizim
topraklarımızda doğmuş ve 800 yıllık bir
din, felsefe ve kültürün bileşkesi olan
Mevlevilik tüm dünyada derinlemesine
incelenirken ve bundan feyz alınırken, bizim
ülkemizde sığ ve üstün körü bir şekilde ele
alınmış ve kıymeti maalesef yeterince
bilinememiştir. Bu iki ifadenin de bu
serginin kapsamına alınmamasının tesadüf
olmadığını ve bu ironik duruma duyulan bir
tepkinin uzantısı olduğunu düşünüyorum.

Mevlana’nın 7 Öğüdü
Sevgide güneş gibi ol,
Dostluk ve kardeşlikte akarsu gibi ol,
Hataları örtmede gece gibi ol,
Tevazuda toprak gibi ol,
Öfkede ölü gibi ol,
Her ne olursan ol,
Ya olduğun gibi görün,
Ya göründüğün gibi ol.
Mevlana’nın Diğer Bazı Beyitleri
Nice insanlar gördüm, üzerinde elbisesi yok.
Nice elbiseler gördüm, içinde insan yok.
Dün geçti gitti. Dün gibi, dünün sözü de geçti.
Bugün yepyeni bir söz söylemek gerek.
Nasıl olur da deniz, köpeğin ağzından pislenir,
Nasıl olur da güneş üflemekle söner?
O dağa bir kuş kondu, sonra da uçup gitti.
Bak da gör, o dağda ne bir fazlalık var, ne bir eksilme.
9 bölümden oluşan serginin bende bıraktığı
izlerden Aşk Ocağı'nda Can Olmak - II yazımda bahsedeceğim.
Tuğba Tarakcı
Temmuz 2007
Etiketler: felsefe, inanış, inanç, islamfelsefesi, mevlana, mevlevi, mevlevilik, müze, sergi
bu yazıyı sevdin mi?
hemen
una ekle!
- kalıcı link: Cumartesi, Temmuz 21, 2007


0 Yorum
Yorum Gönder
Bu iletiye linkler:
Bir Bağlantı Yarat
<< Ana Sayfa