Abidin Dino: Bir Dünya
Bir adam düşünün. 10 parmağında 10'dan fazla marifeti olan...
Ressam, karikatürist, yazar, desen çizeri, dekoratör, heykeltıraş,
sinemacı, siyasetçi, gazeteci, düşünür, eğitimci, aydın...
İlk çocukluk dönemi Avrupa’da geçmiş, paşa torunu olarak Boğaz’da yalıda
büyümüş, Sovyetler Birliği’nde sinema eğitimi görmüş, Osmanlı
İmparatorluğu'nun çöküşüne, taze Türk Cumhuriyeti’nin doğuşuna,
2. Dünya savaşına, 68 olaylarına tanıklık etmiş,
Nazım Hikmet ve Picasso’nun yakın dostu olmuş...
O Abidin Dino. Sanatın çeşitli dallarında
çok sayıda ürün vermiş, çok yönlü bir sanatçı.
Ve sanatçının "Abidin Dino: Bir Dünya" isimli
sergisi 27 Ocak 2008 tarihine kadar Sabancı Üniversitesi'nin
Emirgan’daki Müzesi'nde sergileniyor.

Abidin Dino tek üsluplu sanatçılardan olmayı yeğlememiş. Hayatının her dönemi ile
birlikte sanatına da başka bir üslup egemen olmuş. En yakın sanatçı dostları
yer yer sanatına esin kaynağı olmuş. Ömrünü Paris ve İstanbul hattında
geçirmiş, dünyanın dört bucağında vuku bulmuş
toplumsal olaylara kayıtsız kalmamış, gittiği ülkelerin dilini kolayca
öğrenip konuşmaya başlamış, sanatın birçok alanında ürün vermiş,
bu çok kültürlü, çok dilli sanatçının sanatındaki zenginliğe,
çeşitliliğe ve evrenselliğe aslında pek şaşmamak gerekiyor.
Şiirinin her yeni döneminde kendine yeni bir isim takmış
Ünlü Portekiz şair Pessoo gibi ismini değiştirmek istermiş
Abidin Dino resminin her yeni döneminde. İsmini belki değiştirmemiş
ama resminin her dönemine ayrı bir isim vermiş.
Eller döneminde insana dair her duygu ve eylemi ellerle dile getirmiş.
Üreten el, düşünen el, yalnız el, savaşan el, sevişen el...

Sovyetler Birliği'nde sinema eğitiminin ardından film çalışmaları yaparken
Nazi işgaliyle Türkiye'ye dönmek zorunda kalmış. Dönüşünün akabinde
ürettiği eserlerinde komünizm propagandası yaptığı gerekçesiyle
Adana'ya sürgün edilmiş. Adana'da 1940'larda Nazi işgaline karşı
direnişe geçen Rus köylülerini simgeleyen partizanlar
isimli resimlerini çizmiş.

2. Dünya savaşının ardından dünyaya egemen olan korkuyu ve
soğuk savaş döneminde işlenen insanlık suçlarını
Atom Korkusu / İşkence isimli resimlerle yansıtmış.
Yürüyüş dönemi tüm sergide sanatçının en beğendiğim dönemi oldu.
Çin'de, Sovyetler Birliği'nde, Küba'da, Paris'te hürriyet için yollara
dökülmüş kalabalıkları çizmiş. 1968 olayları patlak verdiğinde
kendini olayın kalbinde bulan sanatçı elinde kalem ve not defteri
Paris sokaklarını arşınlamış ve gösterileri, direnişi, polis-halk
çatışmalarını bizzat gözlemleyerek çizmiş. Kendisi de düşünceleri
yüzünden bir nevi sürgüne düşmüş olan sanatçının hürriyete
duyarlılığı tüm enerjisiyle, tüm samimiyetiyle resimlere de yansımış.
Çin'le ilgili resimler ise bir hayli ilginç. Herbir hikaye çince kelimeleri
anımsatan bir biçimle betimlenmiş. Çince kelimelerin birçok kelimenin
biraraya gelmesinden oluştuğu düşünülürse bu oldukça
orjinal bir üslup.

El yorumlarıyla birlikte bana Abidin Dino'yu anımsatacak ikinci güçlü
imge: ışık parçası. Karanlığın, gölgelerin üzerine düşerek onu aydınlatan
köşeli hatları olan ışık huzmesi. Işık parçaları birçok resminde karşımıza çıkıyor.

Kaldı ki, dostu Nazım Hikmet de bir şiirinde bu ışık parçasından bahsetmiş:
Dino'nun Yürüyüş Adlı Tablosu Üzerine
Bu adamlar, Dino
Ellerinde ışık parçaları
Bu karanlıkta, Dino,
Bu adamlar nereye gider?
Sen de, ben de, Dino,
Onların arasındayız
Biz de, biz de Dino,
Gördük açık maviyi.
Nazım Hikmet,
Paris, 13 Mayıs 1958

Biricik eşi Güzin Dino'nun tabiriyle kendisinde şeytan tüyü olan
Abidin Dino adeta bir mıknatıs gibi çevresindeki insanları kendisine
doğru çekermiş. Çevresinde sürekli bir kalabalık olan sanatçı yalnızlığını
ise kopuşu simgeleyen Adalar dizisiyle anlatmış.
Hayatı boyunca dönem dönem hastalıklarıyla mücade etmiş olan
sanatçı bu dizisine "Acının Resimleri" adını takmış.
Geçirdiği çeşitli ameliyatlar nedeniyle uzun sürelerle hastanelerde,
sanatoryumlarda kalmış olan sanatçının resimlerinde acı ve
muziplik bir arada. Bir yandan şeytanın aklına gelmeyecek yöntemlerle
işkence yapılan bir esir gibi kendini betimlerken, bir yandan seksi hemşire
çizimleriyle ölümle dalga geçmesini beceriyor.
Çöken akşamın turuncu sıkıntısı
Kuzum ne ağlıyorsun Güzin? Daha ölmedim
Ölsen ağlar mıyım hiç?
Gülmekten kırılıyoruz
Abidin Dino
Dillere pelesenk olan Nazım Hikmet'in
Abidin Dino için söylemiş olduğu
"Sen mutluluğun resmini yapabilir misin?"
sözü esasında Nazım Hikmet'in Küba devrimini
anlattığı Saman Sarısı isimli
şiirinde yer alır:
Saman Sarısı
...
sen mutluluğun resmini yapabilir misin Abidin
1961 yazı ortalarındaki Küba'nın resmini yapabilir misin
çok şükür, çok şükür bugünü de gördüm Ölsem de gam yemem gayrının
resmini yapabilir misin üstat
yazık yazık Havana'da bu sabah doğmak varmışın resmini yapabilir misin
...
sen el resimleri yaparsın Abidin bizim ırgatların demircilerin ellerini
Kübalı balıkçı Nikolas’ın da elini yap karakalem
kooperatiften aldığı pırıl pırıl evinin duvarında okşamaya kavuşan ve
okşamayı bir daha yitirmeyecek Kübalı balıkçı Nikolas’ın elini
kocaman bir el
deniz kaplumbağası bir el
ferah bir duvarı okşayabildiğine inanamayan bir el
artık bütün sevinçlere inanan bir el
güneşli denizli kutsal bir el
Fidel'in sözleri gibi bereketli topraklarda şekerkamışı hızıyla fışkırıp
yeşerip ballanan umutların eli
1961’de Küba’da çok renkli çok serin ağaçlar gibi evler ve çok rahat evler
gibi ağaçlar diken ellerden biri
çelik dökmeğe hazırlanan ellerden biri
mitralyözü türküleştiren türküleri mitralyözleştiren el
yalansız hürriyetin eli
Fidel’in sıktığı el
ömrünün ilk kurşunkalemiyle ömrünün ilk kâadına hürriyet sözcüğünü
yazan el
hürriyet sözcüğünü söylerken sulanıyor ağızları Kübalıların balkutusu bir
karpuzu kesiyorlarmış gibi
ve gözleri parlıyor erkeklerinin
ve kızlarının eziliyor içi dokununca dudakları hürriyet sözcüğüne
ve koca kişileri en tatlı anılarını çekip kuyudan yudum yudum içiyor
mutluluğun resmini yapabilir misin Abidin
hürriyet sözcüğünün resmini ama yalansızının
Nazım Hikmet
Tuğba Tarakcı / 9 Aralık 2007
bu yazıyı sevdin mi?
hemen
una ekle!
Ressam, karikatürist, yazar, desen çizeri, dekoratör, heykeltıraş,
sinemacı, siyasetçi, gazeteci, düşünür, eğitimci, aydın...
İlk çocukluk dönemi Avrupa’da geçmiş, paşa torunu olarak Boğaz’da yalıda
büyümüş, Sovyetler Birliği’nde sinema eğitimi görmüş, Osmanlı
İmparatorluğu'nun çöküşüne, taze Türk Cumhuriyeti’nin doğuşuna,
2. Dünya savaşına, 68 olaylarına tanıklık etmiş,
Nazım Hikmet ve Picasso’nun yakın dostu olmuş...
O Abidin Dino. Sanatın çeşitli dallarında
çok sayıda ürün vermiş, çok yönlü bir sanatçı.
Ve sanatçının "Abidin Dino: Bir Dünya" isimli
sergisi 27 Ocak 2008 tarihine kadar Sabancı Üniversitesi'nin
Emirgan’daki Müzesi'nde sergileniyor.

Abidin Dino tek üsluplu sanatçılardan olmayı yeğlememiş. Hayatının her dönemi ile
birlikte sanatına da başka bir üslup egemen olmuş. En yakın sanatçı dostları
yer yer sanatına esin kaynağı olmuş. Ömrünü Paris ve İstanbul hattında
geçirmiş, dünyanın dört bucağında vuku bulmuş
toplumsal olaylara kayıtsız kalmamış, gittiği ülkelerin dilini kolayca
öğrenip konuşmaya başlamış, sanatın birçok alanında ürün vermiş,
bu çok kültürlü, çok dilli sanatçının sanatındaki zenginliğe,
çeşitliliğe ve evrenselliğe aslında pek şaşmamak gerekiyor.
Şiirinin her yeni döneminde kendine yeni bir isim takmış
Ünlü Portekiz şair Pessoo gibi ismini değiştirmek istermiş
Abidin Dino resminin her yeni döneminde. İsmini belki değiştirmemiş
ama resminin her dönemine ayrı bir isim vermiş.
Eller döneminde insana dair her duygu ve eylemi ellerle dile getirmiş.
Üreten el, düşünen el, yalnız el, savaşan el, sevişen el...

Sovyetler Birliği'nde sinema eğitiminin ardından film çalışmaları yaparken
Nazi işgaliyle Türkiye'ye dönmek zorunda kalmış. Dönüşünün akabinde
ürettiği eserlerinde komünizm propagandası yaptığı gerekçesiyle
Adana'ya sürgün edilmiş. Adana'da 1940'larda Nazi işgaline karşı
direnişe geçen Rus köylülerini simgeleyen partizanlar
isimli resimlerini çizmiş.

2. Dünya savaşının ardından dünyaya egemen olan korkuyu ve
soğuk savaş döneminde işlenen insanlık suçlarını
Atom Korkusu / İşkence isimli resimlerle yansıtmış.
Yürüyüş dönemi tüm sergide sanatçının en beğendiğim dönemi oldu.
Çin'de, Sovyetler Birliği'nde, Küba'da, Paris'te hürriyet için yollara
dökülmüş kalabalıkları çizmiş. 1968 olayları patlak verdiğinde
kendini olayın kalbinde bulan sanatçı elinde kalem ve not defteri
Paris sokaklarını arşınlamış ve gösterileri, direnişi, polis-halk
çatışmalarını bizzat gözlemleyerek çizmiş. Kendisi de düşünceleri
yüzünden bir nevi sürgüne düşmüş olan sanatçının hürriyete
duyarlılığı tüm enerjisiyle, tüm samimiyetiyle resimlere de yansımış.
Çin'le ilgili resimler ise bir hayli ilginç. Herbir hikaye çince kelimeleri
anımsatan bir biçimle betimlenmiş. Çince kelimelerin birçok kelimenin
biraraya gelmesinden oluştuğu düşünülürse bu oldukça
orjinal bir üslup.

El yorumlarıyla birlikte bana Abidin Dino'yu anımsatacak ikinci güçlü
imge: ışık parçası. Karanlığın, gölgelerin üzerine düşerek onu aydınlatan
köşeli hatları olan ışık huzmesi. Işık parçaları birçok resminde karşımıza çıkıyor.

Kaldı ki, dostu Nazım Hikmet de bir şiirinde bu ışık parçasından bahsetmiş:
Dino'nun Yürüyüş Adlı Tablosu Üzerine
Bu adamlar, Dino
Ellerinde ışık parçaları
Bu karanlıkta, Dino,
Bu adamlar nereye gider?
Sen de, ben de, Dino,
Onların arasındayız
Biz de, biz de Dino,
Gördük açık maviyi.
Nazım Hikmet,
Paris, 13 Mayıs 1958

Biricik eşi Güzin Dino'nun tabiriyle kendisinde şeytan tüyü olan
Abidin Dino adeta bir mıknatıs gibi çevresindeki insanları kendisine
doğru çekermiş. Çevresinde sürekli bir kalabalık olan sanatçı yalnızlığını
ise kopuşu simgeleyen Adalar dizisiyle anlatmış.
Hayatı boyunca dönem dönem hastalıklarıyla mücade etmiş olan
sanatçı bu dizisine "Acının Resimleri" adını takmış.
Geçirdiği çeşitli ameliyatlar nedeniyle uzun sürelerle hastanelerde,
sanatoryumlarda kalmış olan sanatçının resimlerinde acı ve
muziplik bir arada. Bir yandan şeytanın aklına gelmeyecek yöntemlerle
işkence yapılan bir esir gibi kendini betimlerken, bir yandan seksi hemşire
çizimleriyle ölümle dalga geçmesini beceriyor.
Çöken akşamın turuncu sıkıntısı
Kuzum ne ağlıyorsun Güzin? Daha ölmedim
Ölsen ağlar mıyım hiç?
Gülmekten kırılıyoruz
Abidin Dino
Dillere pelesenk olan Nazım Hikmet'in
Abidin Dino için söylemiş olduğu
"Sen mutluluğun resmini yapabilir misin?"
sözü esasında Nazım Hikmet'in Küba devrimini
anlattığı Saman Sarısı isimli
şiirinde yer alır:
Saman Sarısı
...
sen mutluluğun resmini yapabilir misin Abidin
1961 yazı ortalarındaki Küba'nın resmini yapabilir misin
çok şükür, çok şükür bugünü de gördüm Ölsem de gam yemem gayrının
resmini yapabilir misin üstat
yazık yazık Havana'da bu sabah doğmak varmışın resmini yapabilir misin
...
sen el resimleri yaparsın Abidin bizim ırgatların demircilerin ellerini
Kübalı balıkçı Nikolas’ın da elini yap karakalem
kooperatiften aldığı pırıl pırıl evinin duvarında okşamaya kavuşan ve
okşamayı bir daha yitirmeyecek Kübalı balıkçı Nikolas’ın elini
kocaman bir el
deniz kaplumbağası bir el
ferah bir duvarı okşayabildiğine inanamayan bir el
artık bütün sevinçlere inanan bir el
güneşli denizli kutsal bir el
Fidel'in sözleri gibi bereketli topraklarda şekerkamışı hızıyla fışkırıp
yeşerip ballanan umutların eli
1961’de Küba’da çok renkli çok serin ağaçlar gibi evler ve çok rahat evler
gibi ağaçlar diken ellerden biri
çelik dökmeğe hazırlanan ellerden biri
mitralyözü türküleştiren türküleri mitralyözleştiren el
yalansız hürriyetin eli
Fidel’in sıktığı el
ömrünün ilk kurşunkalemiyle ömrünün ilk kâadına hürriyet sözcüğünü
yazan el
hürriyet sözcüğünü söylerken sulanıyor ağızları Kübalıların balkutusu bir
karpuzu kesiyorlarmış gibi
ve gözleri parlıyor erkeklerinin
ve kızlarının eziliyor içi dokununca dudakları hürriyet sözcüğüne
ve koca kişileri en tatlı anılarını çekip kuyudan yudum yudum içiyor
mutluluğun resmini yapabilir misin Abidin
hürriyet sözcüğünün resmini ama yalansızının
Nazım Hikmet
Tuğba Tarakcı / 9 Aralık 2007
Etiketler: abidin dino, İstanbul, kültür, resim, sabancımüzesi, sergi
bu yazıyı sevdin mi?
hemen
una ekle!
- kalıcı link: Pazar, Aralık 16, 2007


0 Yorum
Yorum Gönder
Bu iletiye linkler:
Bir Bağlantı Yarat
<< Ana Sayfa