.

Perşembe, Aralık 21, 2006

Leonardo Da Vinci'nin Makinaları #

“Leonardo: Evrensel Deha”, “The Genius of Leonardo” veya ağızdan ağıza yayıldığı şekliyle “Da Vinci’nin Makinaları” isimli sergi 2 Kasım – 31 Aralık 2006 tarihleri arasında İstanbul Hasköy’deki Rahmi Koç Müze’sinde sergileniyor. İtalya orjinli interaktif sergi Türkiye’den önce Yunanistan’da sergilenmiş ve dünyanın dört bir yanında sergilenmesi planlanıyormuş.

Leonardo Da Vinci’nin (1452-1519) 1478 ile 1513 yılları arasında defterlerine çizdiği taslaklardan yola çıkarak üretilen icatlardan 36’sı burada, 4’ü Ankara’da 1:1 ölçekli olarak sergileniyor. Eserler tamamen Da Vinci’nin döneminde bulunan ve çizimlerinde belirttiği malzemelerden imal edilmiş. Bu icatların en önemli özelliği Da Vinci’nin onları keşfettiği 15. yüzyılda üretilmemiş olmalarına karşın daha sonra öğrencilerinin ve onu takip edenlerin sayesinde günümüzde halen kullanmakta olduğumuz makinalara öncülük etmiş olmaları. Dünyanın en meşhur tablosu “Mona Lisa” nın yaratıcısı ressamın aynı zamanda bir filozof, bir doktor, bir mucit, bir bilim adamı, bir mühendis, ender bulunan bir dahi olduğunu pek çokları bilmez. “Da Vinci’nin Şifresi” kitabının ardından bu sergi insanlarda bu bilgiyi pekiştirmeyi hedefliyor. Sergi üstadın (Leanordo Da Vinci aynı zamanda bir Mason üstadıydı.) kendi çağını aşan dehasını, çok yönlü bilgi birikimini, yaratıcılığını ve hayalgücünü gözler önüne seriyor ve bizi şaşırtmayı başarıyor.

Yıllar önce History Channel’da “Da Vinci’nin Makinaları” belgeselini izleme şansım olmuştu. Belgeseldeki iki kafadar Da Vinci’nin taslaklarından yola çıkarak ürettikleri icatları bizzat kendileri deniyorlardı. Örneğin, Da Vinci’nin martının uçma sisteminden esinlenerek icat ettiği kanatları olan uçan bisikleti kendileri deneyip uçmaya çalışıyorlardı. Yıllar evvel belgeselde izlediğim makinaları kendi gözlerimle görmek, onlara dokunmak ve onları kendi elimle çalıştırmak oldukça heyecan vericiydi.

Serginin girişinde bizi Da Vinci’nin en ünlü eskizi olan “Vitruvius Adamı” karşılıyor. Daire içindeki kolları ve bacakları yanlara doğru açık çıplak erkeğin anatomik açıdan zamanın en doğru çizimi olduğu kabul ediliyor.

Karanlık bir atmosfere sahip büyüleyici sergiyi dolaşmaya başlıyoruz. Sergi 5 bölümden oluşuyor: Hava, Ateş, Su, Toprak ve Mekanizmalar

HAVA

Da Vinci’nin en görkemli hayali: insanın gök yüzünde bir kuş gibi süzülmesi

Uçan Makinalar


Dikey Ornithopter (Uçan Bisiklet)

Pilot nispeten büyük ölçülerdeki bir kabinin içinde duruyor kollarını, bacaklarını ve kafasını kullanarak kanatları hareket ettirerek uçuyor.

Ornithopter (Uçan Bisiklet)

Pilot pedalı çevirerek kollarını ve ayaklarını kullanarak makinayı hareket ettirerek uçuyor.
Paraşüt

Kare tabanlı bir piramide benzeyen büyük bir parça bez parçası kullanılarak Da Vinci yaklaşık 1485 yılında çok yüksek yerlerden yaralanmadan atlanabileceğini öngörmüş.





ATEŞ


Havan Topu, Taramalı Tüfek ve Hareketli Savaş Tankı gibi savaş makinaları tasarlamış.

Hareketli Savaş Tankı çağdaş tankın atası olarak kabul ediliyor. Zırhlı araç konik kabuklu kaplumbağa şeklinde ve çevresinde toplar yer alıyor.


SU

İnsanın suda yürümesini sağlayan şamandıralar, yüzmesini kolaylaştıran örgülü eldiven (bugün ayağa giyilen palete benziyor), su kuvvetiyle çalışan makinalar icat etmiş Da Vinci.

Otomatik Beslemeli Hidrolik Testere su kuvveti ile hareket eden tekerlek dönüyor ve otomatik sistemle manuel güç kullanmadan ağaç parçasını kesmeyi sağlıyor.



TOPRAK

Da Vinci matbaa makinası, yağ ezme presi, iç bükey ayna yapma makinası ve yük kaldırmayı kolaylaştıran çeşitli vinçler, sütun kaldırma makinası, insana benzeyen robot tasarlamış.


Şövalye Robot

Birarada hayal edilmesi çok güç olan robot şövalye serginin en inanılmaz makinalarından... Robot şövalye makaralar ve mekanik bir düzen sayesinde eklemlerini otomatik olarak hareket ettirebiliyor. Zamanında misafirleri karşılama becerisine sahip bir robot şövalye Viyana Dük’üne hediye edilmiş. Aynı düzenek şövalye yerine misafirleri şaşırtmak amacıyla aslan ile de gerçekleştirilmiş.


Matbaa

Harfler önce ters diziliyor ve üzerine deri tablet seriliyor, kol çekilerek harfler prensin altına yerleştiriliyor, kolu aşağıya çevirince dişli makarayı çeviriyor ve pres yapıyor. Böylece baskı işlemi gerçekleşiyor.

Zeytinyağı Ezme Presi

Zeytinleri ezmek için tasarlanmış yağ presi tarımcılığın makinalaştırılarak modernize olması yönünde yine büyük bir hayal.

MEKANİZMALAR


Da Vinci ağır yükleri kolayca ve güvenli bir şekilde kaldırmayı amaçlayan palanga, kriko, kilit sistemi mekanizmalarını, hareketi enerjiye dönüştüren sistemleri, dişli çarklar, zincirler, şu anda ağır makina sanayinde halen kullanılan sürtünmeyi azaltan bilyeli rulmanları bulmuş.



Tuğba Tarakcı, Esra Satır, Sema Ceylan

18.11.2006

Etiketler: , , , ,


 bu yazıyı sevdin mi?  hemen una ekle!

Cumartesi, Aralık 02, 2006

Oyuncak Müzesi'nde Nostalji #


Kadıköy’den taşınmadan önce ne zamandır görmek istediğim Erenköy’deki Oyuncak Müzesi'ne mutlaka gitmeliydim. Ve Ramazan Bayramı’na iki gün kala ordaydım.

Sunay Akın yıllarca dünyanın dört bir yanından topladığı oyuncaklarla kurmuş Türkiye’nin ilk “Oyuncak Müzesi"ni. Oyuncaklar müzeyi ziyaret edenlerin ve başkalarının bağışlarıyla ise artmaya halen ediyor.


Köşkün içindeki gezintime çatı katından başlıyorum. 2003’de basılan “Kırdığımız Oyuncaklar” kitabında Sunay Akın Berlin’deki bir eskiciden aldığı tekerlekli atın İstanbul’da kurmayı düşlediği oyuncak müzesinin ilk parçalarından olduğunu yazmıştı. Çatı katında bu tekerlekli tahta ata rastlıyorum.



Erkek Çocuklarına

Bir alt katta “Asker Odası” var. İki erkek kardeşin 1904 yılında kurduğu Hausser Oyuncak Şirketinin elastolin plastikten ürettiği oyuncak askerler burdakiler. İlk oyuncak askerler iki boyutlu üretilirken, bu plastiğin keşfiyle savaş meydanlarında ölen, öldüren, yerde sürünen, telsizle konuşan, sedyede yatan, matarasından su içen, ata binen yüzlerce çeşit üç boyutlu hareket halinde oyuncak askerler üretilmeye başlanmış. Nazi, İngiliz, Fransız, Türk vd 300’den fazla oyuncak asker var burada. Naziler daha Ari Irk hayallerinin peşinde savaşa başlamadan önce savaşın oyuncaklarını ürettirmişler. Odadaki savaş meydanı maketleri gerçekten etkileyici; ancak çocukların, çocukları öldürmüş bu savaş oyuncakları ile 2. Dünya Savaşı daha başlamadan oynamış olmasının fikri bile oldukça ürkütücü.

Başka bir odada çeşit çeşit oyuncak ayılar nam-ı diğer Teddy Bear’ler sergileniyor. Teddy Bear’in doğuş hikayesi oldukça ilginç:

ABD Başkanı Roosevelt’in av merakını bilenler kendisine şirin görünmek için yavru bir ayı yakalar ve onu vurması için önüne atarlar. Bu olaya büyük tepki gösteren Roosevelt yavru ayının ormana bırakılmasını emreder. Öyküyü gazeteden okuyan Morris Michtom oyuncak bir ayı yapmasını ister karısından. Michtom eşi Rose’nin elinden çıkan oyuncak ayıyı karikatürle birlikte Brookleyn’deki mağazasının vitrinine koyar. Günler geçtikçe tüm kent oyuncak ayıdan başka bir şey konuşmaz olur. Michtom karısına diktirdiği yeni bir ayıyı Beyaz Saray’a gönderir ve başkandan isim babası olmasını ister. Böylelikle 1902-1903 yıllarında Ayı Teddy doğmuş olur.
(Sunay Akın, Kırdığımız Oyuncaklar, 2003)

Kız Çocuklarına

Bir vitrinde kız çocukların yıllarca gözdesi olmuş Barbie Bebekler var. Karı koca kızları Barbara için ilk defa 1959 yılında üretmişler Barbie bebeği. Bugüne kadar üretilen tüm Barbie’ler ucuca dizilse dünyanın çevresini 3.5 kere dönermiş.

Çerçevelerin içinde bebek giydirmece kartonları sergileniyor. Oyun basit: kartondan kız çocuğu resmi ve yine kartondan giysiler, aksesuarlar kesilir ve bunlar kız çocuğunun üzerine giydirilir. Şimdilerde bu asırlık kartondan oyuncaklar internet ortamında sanal oyuncaklara dönüştü.

Kız çocuklarının anne modelini pekiştirmesi için oyuncaklar: mutfaklar, yemek takımları, banyolar, ev eşyaları, oyuncak evler... Porselen, seramik, bez, plastik boy boy bebekler...

Eyüp Oyuncakçıları

Eyüp’de “Oyuncakçılar Çarşısı"nı gezerken boş yere Eyüp Oyuncakçısı'nı aramış olduğumu burada öğreniyorum. Çünkü son Eyüp Oyuncakçı’sının kapısına 1950’de kilit vurulmuş. Duvarlarda bu oyuncakçıların fotoğrafları var. Küçük bir oyuncakçının ise maketi kurulmuş. Maketin içinde Eyüp’de bulamadığımız oyuncakçıyı ve yaptığı oyuncakları görüyorum. Tahtadan cambaz, topaç, Hacivat Karagöz kuklası, tef, darbuka, beşik, araba, gemi, çeşitli ev eşyaları... Hilafet döneminde insan ve diğer canlı tasvirleri içeren oyuncaklar yasak olduğu için bu oyuncaklar arasında pek bebek, hayvan gibi oyuncaklara hatta resimlerine bile rastlanmıyor.

Ve Diğer Oyuncaklar

Çizgi film karakterleri de unutulmamış. Bir vitrinde ilk 1926’da üretilen Mickey Mouse oyuncağı var. Eski çizgi film klasiği Mickey Mouse’un yaratıcısı Walt Disney 1928’de bu oyuncaktan esinlenmiş. Temel Reis ve Safinaz, Batman ve Robin, Şirinler ve diğer eski dostlar da burada.

İnsanoğlu aya inmeden, Wright kardeşler uçağı, Lumiere kardeşler ise sinema makinasını icat etmeden önce hep hayalleri kurulmuş; tüm bunlar gerçekleşmeden önce oyuncakları yapılmış. Uzay odasında robotlar, bilim kurgu karakterleri, uçan daireler, roketler, ışın tabancaları sergileniyor. Resimdeki 1927’de yılında yapılmış dünyanın ilk uzay aracı oyuncağı.

Başka bir katta teneke oyuncaklar sergileniyor. Tenekeden yapılmış polis ve itfaiye araçları, otobüsler, bisikletler...Bu oyuncakların en ilginç tarafı taşıtları kullanan insanların resim olarak üzerlerine çizilmiş olması. Sunay Akın, bunun çocukların hayalgücünü artırdırdığından ve 1980’lerde teneke oyuncakların çocukların sağlığına zarar verdiği gerekçesiyle kaldırılıp yerlerini plastik oyuncakların almasıyla çocukların bu gelişimlerinin engellendiğinden, bahsediyordu.

Penny Oyuncakları (1890-1930) İngiltere’de sokak aralarında sadece 1 Penny’e yoksul çocuklara satılan oyuncaklar. Şimdilerde tanesinin değeri binlerce ABD doları ediyormuş.

2. Dünya Savaşında yenilen Japonya savaşın hemen sonrasında ilk pilli oyuncakları üreterek dünyadaki oyuncak pazarını tekeli altına almış.

İngiltere’de Viktorya döneminde çocukların Pazar günleri Nuh’un gemisi dışında oyuncaklarla oynaması yasakmış.

Birbirinden etkileyici kızılderili ve kovboy maketleri...

Düğme, sünger, bez parçaları gibi eldeki malzemelerden çocukken okulda yaptığımız bez bebeklerden...

Oyuncak Müzesini küçük çocuklardan çok büyümüş çocuklar geziyor. Oyuncaklar da hep 1980 öncesine ait olduğu için tabi gezi bir anda nostaljik bir hal alıyor. ‘80 kuşağından olduğum için gözlerim bizim dönemin oyuncaklarını arıyor: lastik ipler, legolar, uzaktan kumandalı yarış arabaları, sahici gibi görünen bebekler, renkli oyun hamurları, Game Boy, TV?!...

21.Ekim.2006

Tuğba Tarakcı

Etiketler: , ,


 bu yazıyı sevdin mi?  hemen una ekle!






Önceki İletiler

RSS

RSS register icon

Arşiv

Sponsor



Dikkatimi Çekenler

Sponsor