.

Cumartesi, Temmuz 21, 2007

Mevlana ile Aşk Ocağında Can Olmak - I #

UNESCO tarafından dünyada 2007 yılının

Mevlana Yılı olarak kabul edilmesinin

ardından Türkiye’de de Mevlana ile ilgili

çeşitli etkinlikler düzenleniyor.


İstanbul’da 25 Ağustos’a kadar Sultanahmet,

Taksim, Bakırköy, Kadıköy gibi meydanlarda

açık havada gerçekleştirilecek sema

gösterileri bu etkinliklerden biri.

Özellikle akşam saatlerinde Sultanahmet

camii avlusunun içinde gerçekleştirilen

sema ayini oldukça mistik ve etkileyici

olmuş. 25 Ağustos’ta aynı mekanda

tekrarlanacak olan ayini kaçırmamak gerekir,

diye düşünüyorum. Diğer bir etkinlik ise

Ayasofya Müzesinin içinde 12 Ağustos’a kadar

ziyarete açık olacak “Aşk Ocağında Can Olmak,

İnsanlığın Mirası: Mevlana
Celalleddin Rumi" sergisi.

Ayasofya’nın gizemli atmosferi içinde sergi

için geçici olarak kurulan mekan birbirinin

içine geçen beyaz odacıklardan oluşan bir

labirenti anımsatıyor. Sergi kapsamındaki

200’e yakın eser Mevlana Müzesi, Konya ve

Ankara Etnografya müzeleri ve İstanbul’daki

muhtelif müzelerden bir süreliğine

getirtilmiş. Mevlevilik kültürünün 800

yıllık tarihi 9 ana odada sergileniyor:

“Hayatı ve Düşünceleriyle Mevlânâ”,
“Mevleviliğin 800 yılı”,
“Mevlevi Dergâhı”,

“Mevlevilikte Gündelik Hayat”,
“Matbah-ı
Şerif”,
“Mevlevilikte Giyim – Kuşam”,
“Müzik
ve Sema”,
“Hat, Edebiyat ve Mevlevilikte Sembolizm”...

İlginçtir, kendi zamanının ve mekanının çok

ötesinde bir evrenselliği yakalamış

felsefesi ile tüm dünyada fırtınalar

koparmış ve muazzam eseri Mesnevi’si ile

“bestseller” listelerinden düşmemiş olan

Mevlana bizim ülkemizde sıklıkla yüzeysel

bir şekilde iki ifade ile anılır: “Gel, gel,

gel ne olursan, gene gel” ( Oysa ki, bu

sözün hocası Şems-i Tebriz’e ait olmasına

karşın Mevlana’ya atfedildiği bilinen bir

gerçektir. ) ve “Hoşgörü”. Bizim

topraklarımızda doğmuş ve 800 yıllık bir

din, felsefe ve kültürün bileşkesi olan

Mevlevilik tüm dünyada derinlemesine

incelenirken ve bundan feyz alınırken, bizim

ülkemizde sığ ve üstün körü bir şekilde ele

alınmış ve kıymeti maalesef yeterince

bilinememiştir. Bu iki ifadenin de bu

serginin kapsamına alınmamasının tesadüf

olmadığını ve bu ironik duruma duyulan bir

tepkinin uzantısı olduğunu düşünüyorum.




Mevlana’nın 7 Öğüdü

Sevgide güneş gibi ol,
Dostluk ve kardeşlikte akarsu gibi ol,
Hataları örtmede gece gibi ol,
Tevazuda toprak gibi ol,
Öfkede ölü gibi ol,
Her ne olursan ol,
Ya olduğun gibi görün,
Ya göründüğün gibi ol.

Mevlana’nın Diğer Bazı Beyitleri

Nice insanlar gördüm, üzerinde elbisesi yok.
Nice elbiseler gördüm, içinde insan yok.

Dün geçti gitti. Dün gibi, dünün sözü de geçti.
Bugün yepyeni bir söz söylemek gerek.

Nasıl olur da deniz, köpeğin ağzından pislenir,
Nasıl olur da güneş üflemekle söner?

O dağa bir kuş kondu, sonra da uçup gitti.
Bak da gör, o dağda ne bir fazlalık var, ne bir eksilme.


9 bölümden oluşan serginin bende bıraktığı

izlerden Aşk Ocağı'nda Can Olmak - II yazımda bahsedeceğim.

Tuğba Tarakcı
Temmuz 2007

Etiketler: , , , , , , , ,


 bu yazıyı sevdin mi?  hemen una ekle!






Önceki İletiler

RSS

RSS register icon

Arşiv

Sponsor



Dikkatimi Çekenler

Sponsor